Angela’s Christmas (Angela’nın Noeli)

Netflix’in Noel temalı yapımlarına her sene daha fazla önem verip bu alanı çeşitlendirdiğini görüyoruz. Fakat buna karşın çoğu kesimin yorumu platformun korku kategorisinde olduğu gibi platformun Noel seçkisinde de zayıf kaldığı yönünde. Lakin buna rağmen Klaus ve Angela’nın Noel’i gibi orijinal yapımların mevcut kategorisindeki zayıflık karşısında hayli başarılı Noel işleri oldukları söylenebilir.

Angela’nın Noeli’i, 30 dakikalık, kısa metraj bir animasyon.  İrlandalı yazar Frank McCourt’ın çocuk hikayesinden uyarlanma. McCourt, ayrıca Angela’nın Külleri kitabının da yazarı ve özellikle yoksullukla din kavramlarının betimlenmesinde gerçekliği duru biçimlerde aktarabilmesiyle ünlüdür. Zaten bu kısa animasyon da aslında karakterlerle birlikte dönemin içinde bulunduğu buhran durumlarını yansıtmasıyla hayli başarılı duruyor.

Angela kilisede

Angela, 1910’ların İrlanda’sında fakir ailesiyle yaşayan küçük bir kız çocuğu. Noel döneminde ise herkesin bu bayramı en iyi geçirmesini diliyor. Tabii o esnada ailesiyle birlikte mutlu olmaya çabalarken kilisede gördüğü bebek İsa heykelini üşümemesi evine gizlice alarak evine getirerek herkesi açıklaması zor olacağı bir durum içerisine düşürür.

Kilisedeki Bebek İsa heykelini sırf üşümesin diye evine getiren küçük bir kız çocuğunun öyküsü…

Angela kardeşleri ile birlikte

Film, aslında Kibritçi Kız’ın bir nevi mutlu sonla biten anlatısı. Tabii Angela kibrit ya da başka bir şey satmıyor. Fakat ailesiyle birlikte içinde bulunduğu konumu kendi çocuksu heyecanlarıyla farklı boyutlara taşımaya çalışıyor. Hikâye, küçük kız ve kardeşlerinin umut kavramıyla buluştuğu anları olabildiğince gerçekçi yansıtmaya özen gösteriyor. Özellikle buna benzer çoğu anlatıda devreye çocukların hayalleri ve daha fantastik betimler girebilir. Angela’nın Noeli ise bu betimlerin aksine, vurucu taraflarını dengede tutarak dramı oldukça gerçekçi bir tonda aktarmayı başarabilen bir animasyon.

Tabii burada duyguları suiistimal etme gibi bir durum kesinlikle yok. Aksine bir çocuğun gözünden anlatılan ve tüm sahil kasabasını saran gerçekçi bir duygu söz konusu. Burada benim bakışım ve anımsadığım öykülerden biri de Şeker Portakalı romanı oldu. Angela’nın bazı özellikleri ve heyecanı Josê Mauro de Vasconcelos’un müthiş roman karakteri Zeze’yle benzerlikler taşıyor. Zaten her iki öykü de çocukluk içerisinde gerçek hayatla tanışma evrelerine kapı araladığı için bu tarz benzerlikler mutlu edici olabiliyor.

Her kültürün benimsediği ve yeri geldiğinde kural olarak kabullendiği dini kavramlar bulunmaktadır. Angela’nın Noeli, Hristiyanlığın her zaman önemsemiş olduğu bir detayı çocuksu endişeler ve iyi niyetler eşliğinde yansıtıyor. Çatışma kısmını destekleyen karakterler ve küçük bir kız çocuğunun masumiyetinin yansıtılışı oldukça sıcak bir hikâyeyi karşımıza çıkarmış.

Angela

İzlerken keşke uzun metraj olsaymış diye sıkça içimden geçirdiğim, duygulara hitap ederken izleyicisini doğrudan kırmaya yönelik değil, hafif tebessümler oluşturmayı başaran Angela’nın bu macerası sonrası geçtiğimiz yıl yeni bir film daha geldi. Bu sefer babasını almak için gemi yolculuğuna çıkan Angela ve arkadaşına odaklanan bir serüven Netflix kütüphanesinde yer almaya devam ediyor. Muhakkak bir göz atın ve şu kış günlerinde bu tarz öykülerle içinizi ısıtın derim!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.