Otel Transilvanya (Hotel Transylvania)

Dracula’nın sinema perdesi ve televizyon ekranlarındaki maceraları hayli fazla. Hem korku hem de absürt komedi türüne aşırı yatkın bir karakter. Halloween başta olmak üzere birçok farklı temaya uyumlanabilecek bir geçmişe sahip. Öyle ki ülkemizde 1953 senesinde Mehmet Muhtar’ın yönettiği ‘Drakula İstanbul’da’’ adlı filmde bile başrol almışlığı vardır.  Her kuşakta genel olarak izleyicinin daima merak uyandırabileceği auraya sahip olduğundan animasyon piyasasında da yerinin güçlü olabileceğini düşünmüşümdür.

Dracula ve Kızı Mavis

Otel Transilvanya (Hotel Transylvania) ise efsaneleşmiş olan bu karakteri her şeyden uzakta otel işletmeciliği yapan ve hayatını kızına adamış bir baba olarak karşımıza çıkarttı. Projeyi sırtlanan isim Genndy Tartakovsky, harikulade yapımlarda parmağı olan, bana göre bu işi yapmaktan aşırı mutluluk duyan bir yönetmen. Otel Transilvanya projesinde tasarlanan dünyada karakterlerin kafa karışıklığı ve kendi çizgileri dışındaki hayatla bağ kurma aşamalarını çok güzel yansıtıyor.

Film, kızıyla birlikte görkemli bir otel işleten Kont Dracula ve otelin müdavimi olan yaratıklar arasında geçiyor. Fakat günün birinde tipik Z kuşağı olarak tanımlayabileceğimiz bir gencin oteli keşfetmesi, başta Drac ve kızı Mavis olmak üzere tüm kahramanların hayatını komple değiştiriyor.

Dracula, Frankeistein, Kurt Adam ve Mumya gibi korku karakterlerinin bulunduğu bir çocuk filmi projesi, korkuların şamataya dönüşebilmesi açısından iyi bir girişim. Ayrıca anlatım günümüzü yakalayan esprilerle pekiştiği için güncelliğini koruyabilecek türde. Kontrol delisi bir baba ile dış dünyayı tanımaya çalışan kızının öyküsü çehresinde gelişen olaylar zinciri, ön yargısız sevme kavramını gayet içten bir üslupla entegre ediyor.

Filmdeki en çok sevdiğim detay büyüklere hitap etme çabası bulundurmaması oldu. Zira bu temaya yakın olan Paranorman ya da Frankenweenie gibi projeler, çocuk odaklı gözükseler de menzillerine yetişkinleri almayı hedefledikleri apaçık belli oluyordu. Otel Transilvanya ise, anlattığı öyküdeki eğlence dozunu çocuklara hitap ederek sağlayarak biz yetişkinlerin de gönlünü kazanmasını başarıyor. Zira her biriyle kanlı dehşetli filmlerde karşılaştığımız bu kahramanlar böyle bir animasyonda her an sapıtmaya müsait bir dozla önümüze sürülünce ortaya tadından yenmez bir öykü çıkmış oluyor. Tartakovsky özellikle seslendirme kadrosunda da titiz bir dağılım sergilediği için Adam Sandler’ın başta olduğu muazzam bir ekibin katkısıyla birlikte anlattığı meseleyi hayli eğlenceli noktalara taşımayı başarıyor.

Türkçe dublaj kanadı ise hayli başarılı. Ülkemiz dublaj sanatında oldukça muazzam işler sergilemektedir zaten. Şirin Baba’nın efsane sesi Engin Alkan, Örümcek Adam ve Deadpool seslendirmeleriyle bütünleşen Harun Can ve usta sanatçı Aydoğan Temel oldukça başarılılar. Fakat filmdeki bazı karakterlerin doğu ve Karadeniz şivesiyle seslendirilmesi hayli şaşırtıcı ve anlamsız geldi. Hatta 80 ve 90’lar dönemlerinin televizyon ekranlarındaki yarı doğaçlama yarı deneysel dublaj çalışmalarını hatırlattı.

Otel Transilvanya Dizisinden Bir Sahne

Bu devirde vampir olmak, yenidünyaya bir vampir olarak uyum sağlamaya çalışmak hayli zor. Otel Transilvanya kahramanları bizlere hızına yetişmesi artık çok güç olan yenidünyada canavar olmanın getirileri ve dezavantajlarını anlatıyor. İlk filmin elde ettiği sükse neticesinde beklenen devam filmleri de çok gecikmedi. Hatta yakın zaman içerisinde dördüncü filmle de buluşacağız. Bunun dışında Netflix kütüphanesinde de karakterlerin iki boyutlu çizimlerle oluşturulmuş, çok daha çocuksu maceralarla ilerleyen dizi versiyonuna da ulaşabilirsiniz. Genndy Tartakovsky, animasyon sinemasına armağan niteliğinde bir isim ve anlatı konusundaki ustalığı oldukça renkli sunumlarla karşımıza çıkmaya devam etmeli. 

Bol eğlenceli bir Cadılar Bayramı geçirin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.