Robin Robin: Aile içinde birey olmak ve benliğini bulmak.

Parlak şeylerin hepimizin ilgisini çekebilecek bir cazibesi vardır. Çoğumuzun evinde bu tür eşyalar bulunmakta. Hatta özellikle parlak eşyalar toplayan kuş türleri bile mevcut.

Filmimizin kahramanı da bu tür bir kuşla tanışır. Fakat tanışana kadar başından pek çok şey geçmiştir. Daha yumurtadayken kaybolmuş, ormanda kurtlar büyüttü klasik hikâyesi tadında fareler tarafından bulunup büyütülüp benlik problemi içerisinde hayatta kalmaya çalışan bir karakter haline gelmiştir.

Tabii ki bu yeni tanıştığı kuşun onun benliğini bulmada anlayacağınız üzere etkisi çok.

Bu etkiyle karşılaşana kadar fareler tarafından büyütülüp onlarla beraber yiyecek bulmaya evlere giren fakat pek de başarılı olamayan ve onlara sıkıntılı günler yaşatan, türü “Amerikan Robin” olan bir kuş var karşımızda. Robin, yine böyle bir günün sonunda girdiği suçluluk duygusundan çıkmak ve ailesine sürpriz yapmaya karar vermesi ile hikâye şekillenmeye başlıyor.

İşte bu sürpriz için yola çıkan kuşumuz o sırada tanışıyor bu arkadaşıyla. Onun eşyalara verilen önemi anlatışından etkileniyor. İnsanların eşyalara verdiği önemin iyi bir anlatımını bu arkadaşlıkta çok iyi bir şekilde görebiliyoruz. Robin’de bu fikre kapılarak hareket etmeye başlamasıyla kimlik karmaşasının içerisine doğru çekilmeye başlıyor.

Daha tam olarak kimlik bunalımına girmemiş olan Robin, benliğinin dışında davranmaya çalışırken aslında kendisi gibi davrandığının farkında değildir. Baba hariç diğer aile bireyleri ile birlikte kendisinin sakar bir fare olduğu düşüncesine kapılıyor. Oysa Robin kendi benliğinde başka bir benlik yaşamaya çalışmanın verdiği güçlükle yaptığı şeylerde zorluk yaşıyor.

Robin’in çıktığı bu yolculuk; karakterimizi fazla bir kimlik bunalımına sokmadan benliğini bulmasına neden olan olaylar zincirinde anlatıyor.

Elbette filmde bir Robin Hood rüzgârı ile zenginden al fakire ver havası esmiyor değil. Kedinin o parlak eşyalara bulanıp, Ölümcül Makinalar filmine atıfla benliğini yeni yeni bulmaya başlayan karakterimizi kovalaması da cabası.

Filmin alt kısımlarında farelerin doğal yaşam tarzlarından ziyade onlara verilmiş bir üst kimlik yer alıyor. Zenginlik ve ferahlık içerisinde bir halk ile yoksulluk çeken bir halk; yoksulluğunu hırsızlık yaparak gidermeye çalışan bir ailenin yaşamını, bir Noel gecesinin etrafında kısa müzikaller eşliğinde fark edebilirsiniz. 

Filmde kast ayrımı usulca yansıtılırken, aç gözlülüğü, değer verilen eşyaların gerçek değerlerini ve asıl önemli olanın birbirimize olan davranış ve bakış açılarımız olduğu; paylaşmanın verdiği mutluluk ve yaşama kattığı değer ile ailenin önemi içerisinde bireylerin kendi benlikleri ve kişilikleri olduğu anlatılarını birbirinin içine işleyerek bu üst kimliklerle anlatıyor.

Robin ve Fare Ailesi

Filmin aile olmanın önemi içerisinde bireyselliği vurgulayan bir tarafı var.

Sadece türler bakımından değil, aynı türler içinde de farklı bireyleriz. Başkası gibi davrandığımızda hatalar yapmamız kaçınılmaz hal almaya başlıyor. Hele ki başka bir tür gibi davrandığınızda işler daha da karmaşıklaşıyor. Tabii bunun psikolojik bir yanı var. Genelde animasyon filmlerde “kendin ol” teması türlerin başka bir tür gibi davranmasıyla anlatılıyor oluşu burada da yansıtılmış.

Bu kısa film için pek çok şeyi içinde barındıran “kendi ol” anlatımının yansıtıldığı bir yapım olduğu söylenebilir.

Robin

Kendiniz olun! Çok şeyin değiştiğini ve pek çok olumsuz durumun düzeldiğini görebilirsiniz. Çünkü herkesin farklı bir bakış açısı farklı bir duruşu var. Bu farklı bakış açılarını bir noktada birleştirmek ise birlik olunabileceğini bizlere gösterecektir. Kendi kelimelerinizle kendi cümle kalıplarınızı oluşturun. Ancak öyle anlatmak istediniz şeyi daha rahat anlatabilir ve fark edilebilirsiniz.

Kendi yoğurt yiyişinizle yoğurdu yiyin. Tadını ancak öyle çıkarabilirsiniz.

Tabii bunu yaparken başkalarına olan saygınızı yitirmeyin. Kendinize de…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.