Spider-Man: Into the Spider-Verse

Ana akım sinemanın büyük ölçüde süper kahraman filmlerinin hakimiyeti altına girdiği yıllardır söylenegelen bir mevzu. Bu olayın ucu, yaşayan en büyük yönetmenlerden biri sayılan Martin Scorsese’ye kadar bile uzandı. 

Bu konuda hemen herkesin buluştuğu ortak nokta ise başını Marvel’ın çektiği süper kahraman filmleri furyasının nefesinin artık tükenmek üzere olduğu. Devasa bütçelerini katlayan milyar dolarlık hasılatlarıyla yapımcıların iştahını kabartan bu birbirinin aynı olan filmlere seyircinin ilgisi de azalmaya başladı.

Ceplerine de yansıyan bu durumun farkına varan stüdyolar, bunun önüne geçmek için çeşitli yollara başvurdular. Bunlardan biri ‘aile dostu’ süper kahraman filmlerini ‘edepsizleştirerek’ Deadpool (2016) ve The Suicide Squad (2021) gibi filmlere yol açmaktı. Bu yazının da konusu olan Spider-Man: Into the Spider-Verse (2018) ise henüz ardıllarını oluşturmasa da süper kahraman filmlerinde aranan taze kan olarak seyirci ve eleştirmenler nezdinde coşkuyla karşılandı.

Yönetmenliğini Bob Persichetti, Peter Ramsey ve Rodney Rothman üçlüsünün üstlendiği filmin senaryosuna ise Phil Lord ve Rodney Rothman imza atmışlar. Animasyonseverler için Phil Lord ismi hiç yabancı gelmeyecektir. Kendisi Cloudy with a Chance of Meatballs (2009) ve The Lego Movie (2014) gibi zeki ve eğlenceli animasyonların yaratıcısı aynı zamanda.

Yapımın zengin seslendirme kadrosunda; Shameik Moore, Jake Johnson, Hailee Steinfeld, Mahershala Ali, Lily Tomlin, Zoë Kravitz, Nicolas Cage, Liev Schreiber ve Chris Pine gibi isimler yer alıyor.

Miles Morales

Filmde beyazperdede pek çok kez izlediğimiz ve artık ezbere bildiğimiz Örümcek Adam’ın yeteneklerini keşfetme hikayesi alışık olmadığımız bir şekilde anlatılıyor. New York’ta iyi anlaşamadığı polis babasıyla ve annesiyle birlikte yaşayan Miles Morales, okuluna alışmaya çalışan ve popüler olmayan bir gençtir. Birgün amcasıyla dolaşırken radyoaktif bir örümcek tarafından ısırılmasıyla süper güçler kazanır. 

Artık klişeleşen bu bölümden sonra filmin asıl yaratıcı tarafı ortaya çıkıyor ve alternatif çoklu evrenler mevzusu olaya dahil ediliyor. Örümcek Adam’ın en ünlü düşmanlarından olan Kingpin’in oluşturduğu bu boyutlar arası geçiş kapısı dünyayı tehlikeye sürükler. Miles’ın süper kahramanlığa hızla alışmak zorundadır. Diğer evrenlerden gelen Örümcek Adam’larla birlikte Doctor Octopus, Kingpin ve  Green Goblin gibi kötülerle savaşması ve dünyayı kurtarması gerekmektedir.

Marvel Sinematik Evreni’ne bağlanmayacak olmasının verdiği rahatlıkla da filmde karakterleri tanıtmakla fazla zaman kaybedilmemiş. Böylece aksiyon sahnelerine ve mizaha ağırlık verilmiş. Yetişkin Örümcek Adam, Robot Örümcek, Örümcek Kız, Karanlık Örümcek Adam, Örümcek Domuz gibi farklı evrenlerden gelen karakterler de filmin bu yönüne destek vermişler.

Filmin animasyon türünde olması da özellikle aksiyon sahnelerinde büyük bir serbestlik tanımış. Ve bazılarının bir filmde çekilmesi imkansız olan bu anlar sayesinde yapımın sürükleyiciliği artırılmış. Sık görmediğmiz farklı bir estetik yakalanmış. Böylece film senaryosu dışında görselliğiyle de akılda kalan bir noktaya ulaşmış.

Into the Spider-Verse’de sinema seyircisinin Örümcek Adam serisine olan aşinalığı da avantaja çevrilmiş. Önceki yapımlardaki kimi etkileyici sahnelerden, çizgi romanlara ve çizgi filmine kadar pek çok önemli noktaya eğlenceli göndermeler yapılmış. Ve nihayetinde belki de en iyi Örümcek Adam filmi ortaya çıkmış. Bu arada merakla beklenen ikinci filmin 2022 yılında vizyona çıkması bekleniyor.

Spider-Man: Into the Spider-Verse, başta Örümcek Adam hayranları olmak üzere tüm animasyon severlere gönül rahatlığıyla önerilebilecek bir yapım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.